Truva Gençlik


Pagerank
 
AnasayfacanlıtvTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Heroes of Might & Magic

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
#.:$eF:.#
Sözelcimoderatör
Sözelcimoderatör
avatar


Mesaj Sayısı : 827
Rep LwL : 10
Kayıt tarihi : 02/05/09
Yaş : 24
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Heroes of Might & Magic   C.tesi Tem. 11, 2009 8:32 pm





Bu linki Görmek İçin Mesaj Yazmalısınız






Heroes serisi ilk olarak boy gösterdiğinde sıkı bir konsol kullanıcısıydım ve bilgisayar oyunları ile fazla ilgilenmiyordum. Genellikle hoplamalı zıplamalı diye tabir ettiğimiz platform oyunları dönemin tüm konsollarını istila ettiklerinden hep onlarla vakit geçiriyordum. Her nasıl olduysa bir gün konsollardan haz etmeyen bir arkadaşıma gittiğimde, monitörde alışık olmadığım bir görüntü ile karşılaştım; çölün ortasında atlı bir asker koşturuyordu. Asker ile dağlar hemen hemen aynı boyuttalardı ve benim için alay konusu olmuştu bu görüntü. Daha sonra ilk savaşını yaptı arkadaşım. İlk başta Final Fantasy�e benzettiğim savaş ilerledikçe çok daha zor ve kapsamlı olduğunu fark ettim. Arkadaşım ordularını geliştirip, görevlerini yaparken ben de oturmuş izliyordum. Baştan alay ile baktığım, �başka oyun yok sanki� diye düşündüğüm Homm beni o kadar etkilemişti ki gözümü ayırmadan izledim arkadaşımı. Birkaç saat sonra kahramanımız ve sahip olduğu ordu epeyce güçlenmişti. Önümüze çıkanı deviriyorduk adeta. Tam kendimizi kaptırmışken bir de baktık ki sabah oluyor. O zamanlar ne cep telefonu var ne de başka bir şey. Tabii 13 - 14 yaşınızda kime gittiğinizi söylemeden evden çıktınız mı ve bir gün sonra eve geldiniz mi, bayağı bir zılgıtı da hak etmiş oluyordunuz.

Homm efsanesi bitmez

Aradan yıllar geçti. Konsolu her zaman daha çok sevmesine rağmen PC�nin kendine has oyunlarına kendini kaptırmış biri olup çıkmıştım. 90�lı yılların sonunda insanların en çok değer verdiği FPS oyunlarının büyüsüne kapılmış giderken eski dost Heroes Might and Magic�in üçüncü versiyonunun piyasa çıkması beni çok heyecanlandırmıştı. Eski günlerin anısına hemen edinmiş, kahramanlarımı, ordularımı dizmeye başlamıştım. Homm III haritasında geçirdiğim günler, geceler hatta aylar sınavlardan kalmama neden olmuştu ama ben mutluydum.

Homm IV piyasaya çıktığında ise neden bilmiyorum ama çok ilgimi çekmemişti. Oyunu hemen almıştım, ama bir türlü ısınamamıştım. Hatta dördüncü oyunun ek paketleri çıktığında bile ben hala ara ara üçüncü oyunu kuruyordum bilgisayarıma. Dördüncü versiyon bana hiçbir zaman üçüncü oyunun yarattığı etkiyi vermedi. Zaten bir süre sonra da ünlü firma 3DO iflasını açıklayıp kapandı. Dolayısıyla herkes gibi ben de Heroes efsanesinin bittiğine inanmıştım. Strateji oyunları bir kenara atılmaya, FPS oyunları tüm piyasayı ele geçirmeye başladı. Her yapım bir öncekinden çok güçlü sistem istiyor, her biri görsel şölen sunuyordu. Oynanabilirliğin bile önüne geçmeye başlamıştı bu görsellik tutkusu. Derken Ubisoft gibi piyasanın söz sahibi firması resmi açıklama yaparak Heroes serisinin devamını duyurdu. Nival Interactive tarafından geliştirecek oyun tamamıyla 3 boyutlu grafiklerle süslenecek ve önceki yapımlardan çok daha farklı bir görünüm sunacaktı. Açıkçası türün tutkunları için korkutucu bir haberdi bu üçüncü boyuta geçiş süreci. Herkes gibi oynanabilirliğin düşeceğini ve eski Homm havasını asla yakalayamayacağını düşünüyordum beşinci versiyonun. Ekran görüntüleri yayınlandı, videolar gösterildi, ama yine de benim endişem hiç azalmadı. Ta ki oynamaya başlayana kadar.

Efsanenin dönüşü

Homm V, görkemli bir giriş videosu ile başlıyor. Evlilik töreninin güzelliği ile başlayan video, cehennem zebanisi bir yaratığın saldırısı ile hareket kazanıyor. Prens ve yaratık dövüşedursun ilk görevlerdeki ana karakterimiz olan prenses Isabel olay yerinden hemen kaçıyor ve yardım bulmak için yola koyuluyor. Tepe taklak bir şekilde oyuna girişimizi yapıyoruz. Ekranda ilk gördüklerimiz bir anda Warcraft 3 oynadığımız izlenimini yaratıyor. Çünkü sadece canlı renklerin kullanılması ve tasarımı ile değil başlangıç anındaki kamera açısı da bu hissi duymamıza neden oluyor. Üçüncü boyuta geçişin artılarını ve eksilerini anlayabilmek için şöyle bir çevreye bakıyoruz. Homm standartları aynen korunmuş. Yine haritanın dört bir yanına dağılmış kaynaklar, madenler ve binalar var. Yine yollar ormanlarla, çöllerle ve dağlarla çevrili. Fakat görsellik öyle yükselmiş ki yakın kamera açısına geldiğinizde hem kahramanınızın hem de çevredeki her cismin rüzgarla dans edişine ve güneşte parıldamasına şahit oluyorsunuz.

İlk anlarda görsel seviyenin üst düzeyde olması nedeniyle yaşadığımız afallamanın ardından oynanışa girersek, üçüncü versiyon ile Heroes V�in hemen hemen hiçbir farkı olmadığını fark ediyoruz. Tabii ki bu iyiye işaret. Çünkü Homm hayranlarının istediği en son değişimdir buna eminim. Hikaye mod�unda oyuna başladığımız için alıştırma niteliğinde basit görevler yapıyoruz. Ana kahramanımız kesinlikle ölmemeli ve belli bir noktaya ulaşmalı. Hem kamera açılarına alışmak hem de oynanıştaki minik değişikliklere adapte olmak için güzel elbette. Açıkçası kamera sistemini beğendiğimi söyleyebilirim. Sadece yakınlaştırıp uzaklaştırarak değil, aynı zamanda sağa sola da dilediğimiz gibi çevirebildiğimiz için ağaçların ya da tepelerin ardında gizli kalmış objeleri bu sayede fark ediyoruz. İki boyutlu izometrik haritada böyle bir ayrıntı yoktu.

Homm standartları

Kamera sistemindeki değişime adapte olduktan sonra yolumuza devam edebiliriz. Hepinizin bildiği gibi sıra tabanlı olan Heroes�da yaptığımız her hamle bir günü temsil ediyor ve gün boyunca hareketimizi tamamladıktan sonra sıramızı salıyoruz. Sıra bir kez daha bize gelene kadar hem düşmanlarımız hamleler yapıyorlar hem de sahip olduğumuz madenler kaynak üretiyorlar. Günler geçip bir haftayı tamamladığında ise asker üreten binalar haftalık yeni askerlerini rezervlerine ekliyorlar ve harita üzerindeki her yaratık da belli oranda çoğalıyor. Bunun anlamı ise yeterince acele etmez, çok yavaş davranırsak az evvel yanından geçtiğimiz düşük sayıdaki yaratık topluluğuna bir sonraki uğrayışımızda sayısı çok bir ordu olarak denk gelebiliriz. Bu olay haricinde Homm dünyasında her hafta belli bir tema içerir. Bunlar kimi zaman şans ve güç veren özellikler olurken kimi zaman ise belli bir yaratığın haftası olabilir. Eğer hafta bir yaratığın ismi ile anılıyorsa ya bilgisayar tarafından harita üzerine rasgele bu yaratıklar serpiştirilir ya da var olan aynı türdeki yaratıklar normal üreme hızlarından daha fazla oranda ürer ve daha güçlü bir ordu olurlar.
Amacımız her ne kadar ordular kurup düşmanı alt etmek olsa da Homm, fantastik öğelere hep sadık kalır. Ordularımızın başındaki kahramanımız atlattığı her savaşın ardından deneyim puanları kazanır, belli konularda veya büyülerde uzmanlaşarak seviye atlar. Bu sayede hem ordularına daha iyi hükmederler hem de savaş meydanında düşmana daha güçlü vuruşlar yapabilirler. Elbette kahramanlarımızı sadece deneyim puanları ile güçlendirmiyoruz. Aynı zamanda haritanın en ücra köşelerine gizlenmiş olan özel eşyalar sayesinde de güçlendirebiliriz. Tabii ki bu eşyaları almak da o kadar kolay olmuyor. Çünkü kullanabileceğimiz eşyaların hepsi belirli yaratıklar tarafından korunur. Eğer eşya çok kıymetli ise gerçekten güçlü bir ordu ile yok edilebilecek seviyede yaratıklar başında beklerler.

Şehir tasarımı önemlidir

Harita üzerinde koşuşturan kahramanlarımız kaynak toplayıp, düşmanları alt ederken bizim en çok önem vermemiz gereken unsurların başında ise sahip olduğumuz şehirler gelir. Çünkü şehirlerimizde asker üretir, yeni kahramanları yola çıkarır ve en önemlisi bölümleri geçmek için şehrimizi savunmamız gerekir. Homm serilerini takip edenler için şehir planlamasında da bir değişikliğin olmadığını söylememiz gerek. Yine her gün sadece bir karar vererek bir bina yapabiliyoruz. Handan kahramanlar çıkarıp onları askerlerle destekleyerek yollara koyulmasını sağlıyoruz. Blacksmith binası yaparak kahramanlarımıza mancınık veya ilk yardım çadırı gibi ek özellikler ekleyebiliyoruz. Şehirlere eklediğimiz özel binalar ise kahramanlarımıza ek büyüler kazandırabiliyor. Her şey yerli yerinde sizin anlayacağınız. Ancak üç boyutlu grafiklere geçen yapımcılar şehir tasarımını da baştan aşağı değiştirmişler. Şehrimize ilk girdiğimizde tüm şehri dolaşan bir kuşbakışı kamera açısı ile görsel şölen yaşadığımız gibi aynı zamanda her ırkın binalarını da birbirine oldukça farklı yapıda olması tekrar oynanabilirliği arttırıyor.

Hazır ırklardan bahsetmişken biraz daha detaya inelim. Homm V içinde seçebileceğimiz dört adet ırk var; Sylvan, Haven, Inferno ve Necropolis. Sylvan ırkı bildiğimiz elf�leri temsil ediyor. Ağaç gövdesinden oluşan binalarında genelde uzak mesafeli atış yapan askeri birimleri ve druidler ile ön plana çıkıyorlar. Haven ırkı ise bildiğimiz insanlar. Askeri birimleri insalardan oluşuyor en büyük güçleri şövalyelerinde ve melek birimlerinde. Inferno�lar oyunun en dehşet saçan ırkı. Cehennemin yaratıkları olan bu ırkta şeytan temsili olanlar ve ateş püskürterek çoklu hasar veren Imp birimleri en güçlü yanları. Necropolis ise ölülerin şehri. Mezarlık yapısındaki şehirlerde yaşayan bu ırklar ise genelde zombi, yaşayan ölü ve hayaletlerden oluşuyor. Bir de hayalet ejderhaları var ki dehşet saçıyor. Tabii tüm ırkları anlattık ama oyunun hikaye modunu takip ettiğinizde ilk olarak Haven ile başlayıp 5-6 bölüm sonra sırası ile diğer ırkları kontrol edebiliyorsunuz.

Savaşlar başlasın

Homm V�te en çok merak ettiğimiz husus savaş alanlarının üç boyuta geçişten ne gibi artılar alacağı idi. Harita üzerinde hareket halindeyken bir düşmana denk gelirsek hemen kameramız yakınlaşıyor ve savaş arenasına odaklanıyoruz. Karşılaştığımız açı tamamıyla üç boyutlu ve dilediğimiz gibi yakınlaşıp, uzaklaşıyor, sağa sola dönebiliyoruz. Bence gayet güzel olmuş bu yeni kamera sistemi. Savaş başlamadan evvel mutlaka askerlerimizi dizmemiz isteniyor. En standart taktik olan okçular en arkaya, piyadeler en öne dizilişini yaparken yeni bir özelliği keşfediyoruz. Eskiden tüm birimler tek bir kare büyüklüğünde yer kaplarlardı. Artık en güçlü ve dolayısıyla iri olan birimlerimiz dört kare yer kaplıyorlar ve diziliş esnasında karar vermemiz gerekiyor. Hatta büyük birimlerden elimizde epeyce varsa diziliş esnasında bir grup dışarıda kalabiliyor. Buna dikkat etmemiz gerekli.
Savaşa başladığımızda yine alışılageldik sıra tabanlı hamlelerimizi yapıyoruz. Hızlı olan birimler kimilerinden daha fazla hamle yapabiliyorlar. Tüm bu hareket sırasını ekranın alt bölümünden izleyebiliyoruz. Dikkat etmemiz gereken düşmana her zaman kamikaze dalışı yapmamak. Çünkü hareket etmek yerine defans yapmayı tercih eden grup altta gösterilen hamle sırasında önlere gelebiliyor ve kısa bir süre sonra tekrar hamle yapabiliyor. Hamlelerimiz yaparken genelde düşmanın bize saldırmasını beklemek mantıklı oluyor, ancak okçu birliklerine karşı savaşırken bir an evvel yanlarına gitmemiz gerekiyor ki bir daha uzak mesafeli atış yapamasınlar.

Hamlelerimizi yapınca karakterler gayet güzel animasyonlarla ilerlerken birbirlerine vuruş yaptıklarında bazen kamera yakınlaşıp birebir mücadeleyi gösteriyor ve görsel açıdan güzel bir ayrıntı oluyor bu. Sıra komutanımıza geldiğinde ise yapabileceğimiz iki seçenek var; ya büyü yapacağız ya da düşmana saldıracağız. Eskiden yaptığımız gibi büyü yapmak en mantıklısı, ancak karşımızdaki düşman birimleri yeteri kadar güçlü değilse ya da mana harcamak istemiyorsak kahramanımızla bir vuruş yapabiliyoruz. Fakat kahramanımız yeterince güçlü olmadan savaş arenasında büyük vuruşlar yapmasını beklemeyin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Legend
Üye
avatar


Mesaj Sayısı : 59
Rep LwL : 0
Kayıt tarihi : 01/06/09

MesajKonu: Geri: Heroes of Might & Magic   C.tesi Tem. 18, 2009 8:42 pm

güzel paylaşım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Heroes of Might & Magic
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Magic MT2 Kıraliyet UP UP UP YENİ!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Truva Gençlik :: Oyun Tanıtımları ve İndirme Linkleri :: Bedava Full oyun indir :: Strateji Oyunları-
Buraya geçin: